|
Kazım Çapacı
: Aman Avcı
|
|
Aman Avcı
|
|
Kış kapıda. Havalar iyiden iyiye soğudu
tüm yurtta. Havaların soğumasıyla beraber herkesi bir
telaş aldı. Yakacaklar hazırlandı, sobalar kuruldu,
kışlık giysiler sandıklardan çıkarılıp
elbise dolaplarındaki yerlerini aldı. Avlanmak, insanın genlerine yerleşmiş bir
dürtü. Spor olarak bile kabul ediliyor hatta. (Nasıl sporsa bu!) Her ne
kadar, benim asla yapamayacağım bir şey olsa da, bunu
kabullenmek zorundayım. Dileğim, kurallarına uygun olarak
yapılması sadece. Nedir bu kurallar diye bir göz atalım, özellikle ördek,
kaz, çullukgillerin avının büyük hız kazanacağı
şu günlerde. Her av dönemimde, Çevre ve Orman Bakanlığı
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Merkez
Av Komisyonu Kararı yayınlanır resmi gazetede. Bu kararda
hangi hayvanların avlanabilecekleri, avlanma süreleri, avlanabilecek
hayvanların her türe göre belirlenen sayıları, ava açık
ve avın yasak olduğu alanlar, avı kesinlikle yasak olan hayvan
türleri ayrıntılarıyla yazılır. Tüm bunlar bir
kitapçık olarak basılır ve dağıtılır.
Yukarıda söz ettiğim, kurallara bağlı avcılar
işte ceplerinde bu kitapçıklardan bir tane taşır ve
kurallara sıkıca uyarlar. Avlanmanın tanımı
açık : Merkez Av Komisyonunca avına izin verilen yaban
hayvanı türlerini, izin verilen yerlerde, tespit edilen zaman ve
miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle canlı veya ölü ele geçirmeye
çalışma veya ele geçirme. Avlanma için ön koşulların başında
avcılık belgesine sahip olmak gelir. Gün doğumundan bir saat
öncesi ile gün batımından bir saat sonrası avlanılabilir.
Koruma altındaki hayvan türlerini avlamak; avına izin verilen türleri,
izin verilen yerler, belirlenen zamanlar, belirlenen miktarlar
dışında ya da zehirleyerek, tuzak ve kapan kurarak veya
yasaklanan diğer yöntemlerle avlamaya çalışmak ya da avlamak
yasaktır. |
|
|
|
Tadorna
tadorna Kuşaklı ördek. Türkülerimizden
birçoğuna konu olmuş Suna. Bu son, ona hiç yaraşmıyor
doğrusu. |
|
Öyle büyük bir rant ki av
silahı ticareti, bunların önünde bir avuç doğa
korumacının durması
olanaksız. |
|
Kurallar açık, ama ne yazık ki bu kuralların
çiğnendiğini sıkça görüyoruz. Gün içinde birkaç ava izin
varken, yüzlerce ördeği vuranları, sadece uçtuğu için her
türlü kuşu vuranları, av yapamayınca, bugün kötü geçti diyip
büyük yırtıcıları nişan tahtası yerine
kullananları, zaten fazlasıyla daralan yaşam
alanlarını hiçe sayıp, ava yasak bölgelerde avlananları,.. Av baskısıyla başa
çıkmak zor. Öyle
büyük bir rant ki av silahı ticareti,
bunların önünde bir avuç doğa korumacının durması
olanaksız. Bu durumdan gerçek avcılar da yakınıyor
elbette. Köylerdeki sohbetlerimiz sırasında, Nerde eski günler. Av
bırakmadılar ki! diyorlar o katilleri kastederek. Yaban
hayatı çok iyi bilen bu gerçek avcılar, katliam yapanları,
yaban hayvanlarının sayılarının ve türlerinin günden
güne nasıl azaldığını gördükçe giderek daha az ava
çıkar, hatta tüfeklerini tamamen bırakır hale gelmişler. Kuş gözlemciliği anlatırken: Bir düşüm
var: Her eve bir kuş gözlemcisi. derim. Bir düşüm daha var: Her
avcının tüfeği yerine, bir fotoğraf makinesi.
Fotoğrafını çekerek ölümsüzleştirmenin tadına bir
varsalar, tüfeği fotoğraf makinesiyle bir değiştirseler,
değmeyin o zaman keyfime. Bunun çok iyi örneklerini de yakından
biliyorum. Çok sayıda abim var, eski
avcılardan. Sonradan kuş gözlemeye, kuş fotoğraflamaya,
avcılık günlerindeki deneyimlerini bizlerle paylaşmaya
başladılar. Ne de iyi yaptılar. Bu eski avcı, yeni
gözlemci ağabeylerimden biri şöyle dedi : Eskiden bir kuşu
bir kez avlardım. Şimdi ben avlıyorum
(fotoğrafını çekiyorum), yanımdaki arkadaşım
avlıyor, bir ay sonra aynı kuşu Türkiyenin öte ucunda
avlıyorlar, gelecek yıl yeniden avlıyoruz hatta. Hem her av
sonucu duvarımda güzel bir fotoğraf baskısı olarak yer
alıyor. Saygıyla eğiliyorum önlerinde bir kez daha. |
|
|
|
Denizlerin prensi
Karabatak. |
|
yapılacak işlerin başında,
çocuklarımıza sapan
değil, kuş gözlem kitabı ve dürbün vermek
geliyor. |
|
Yaban hayata sahip çıkmazsak, bu hızla tüketmeye,
yok etmeye devam edersek ne yazık ki çocuklarımız bu güzellikleri
görme fırsatı elde edemeyecekler. Çektiğiniz yaban
hayvanları fotoğraflarını iyi koruyun, belki bir daha
çekilemeyecek o fotoğraflar. Çocuklarınız sadece o
fotoğraflarda görecekler onları. Hele kuşlar, o rengârenk dostlarımız.
Nasıl kıyarlar onlara bir lokma etleri için anlaşılmaz.
Bakmayın kocaman göründüklerine bazılarının, tüy
kabası onlar hep. Hani insan çok sevdikleri zarar görmesin diye onlardan
uzak kalmayı bile göze alır ya, işte varsın onlar
yaşasınlar, ben görmesem de olur, fotoğraflamasam da olur. Bir
yerlerde, keyif içinde yaşamaya devam etmekte olduklarını
bilmek bana yeter. Bir gün üzerlerindeki insan baskısı
azalırsa, belki benim ülkemde de yaban hayatlarla iç içe yaşar hale
geliriz, şehir içinde kazları görürüz, parklarda tahtalı
güvercinlerle yarenlik ederiz. Sanırım yapılacak işlerin
başında, çocuklarımıza sapan değil, kuş gözlem
kitabı ve dürbün vermek geliyor. Sadece av baskısı mı
yaban hayatın önündeki tehdit. Keşke öyle olsaydı. Diğer tehditler de
en az bunun kadar önemli, hatta çok daha ciddi tehditlerle de karşı
karşıyalar. Zülfü yare dokundurmak için
önümüzdeki günlerde diğer tehditlerden de söz etmek üzere
Sevgiyle kalın
|
|
|
|
Tüfeklerimizi bırakıp, |
|
|
|
Teleskop, dürbün, fotoğraf
makinesine geçersek |
|
|
|
Çocuklarımız da bu
güzellikleri yaşayabilecekler
Yazı ve Fotoğraflar
: Kazım ÇAPACI |