Kazım Çapacı : Gece Yırtıcıları - Baykuşlar

008

 

Kuşlar sınıfının gece yırtıcıları alt takımında yer alan baykuşlar ülkemizde 10 türle temsil edilir : peçeli baykuş, balık baykuşu, kukumav, puhu, kulaklı orman baykuşu, ishakkuşu, çizgili ishakkuşu, kır baykuşu, alaca baykuş, paçalı baykuş.

001

Gece avlandıkları için görme yetenekleri çok gelişmiştir. Gözlerinde çubuk hücreleri fazla sayıda ve sıktır. Gözler, kafanın ön kısmında yer aldığından görme alanları dardır. Bu kısıtlılık, başlarının neredeyse tama yakın arkaya dönebilmesiyle telafi edilmiştir. İşitme yetenekleri de o kadar iyi gelişmiştir ki en küçük sese bile duyarlıdırlar. Buna karşın uçuşları çok sessizdir. Öyle ki avının tam tepesinde uçarken bile avları kanat seslerini duyamaz.

Baykuşlarla Türklerin tanışıklığı o kadar eski ve yaygın ki, pek çok ad vermişiz onlara: altın baş, altun baş, baguş, buva, cıvak, con kuşu, conk kuşu, cönk kuşu, cunk kuşu, çirona, çön kuşu, devletli, dık mavuk, dikguluk, dot, dölehli, döleli, dövlet guşu, dövletli, duguk, dukdugan, gılın kuş, gonguluk, gökçe pilav, guggu, guggu mavak, gug guş, gugu mavık, gugu mavuk (Antalya), gulu guş, gulu guşu, gügük, hachacık, hacı murat, hahor, hahore, hayırlı kuş, hohora (Rize), hohore, hohori, hu kuşu, hullu kuşu, huma kuşu, hümmatun, hüpbük kuş, ibuk, kanguluk, kavalak, kılın, kokumak, korov, kor yapalak, körbağa kuş, kör kuş, körüğü, körüvü, kuğuruk, kuku, kulu kulu, kulukuluk, kuvalak, mal kadın, manguk, mavuk kuşu, mididin, murat kuşu, muradcık, muratçık, öğü, ören kuşu, pılavıcık, poğuç, puğu, uğ kuş, uğu kuşu, u kuşu, ulu kuş, vekvekviyan, vikvik viyan, yapalak, yalpak.

Bazılarına özellikle dikkat çekmek gerek, “devletli”, “ulu kuş”. Bu adlar baykuşun kutsallığı, bilgeliğine gönderme yapıyor doğrudan.

009

Batılı masallarda, çizgi filmlerde de baykuşları ormandaki bilge hayvan olarak görüyoruz sıkça. Çizgi filmlerdeki başı sıkışan diğer hayvanlar bilge baykuşa danışmaya giderler, onun öğütlerinden yararlanırlar.

Ne yazık ki ülkemizde baykuşlar yaygın olarak uğursuz olarak nitelendirlir. Bir evin yakınında baykuş ötmesinin o evden birinin öleceğine işaret ettiğine inanılır. Bu nedenle sevilmez, görüldüğünde taşlanır, öldürülmeye çalışılır. “Eyvah, baykuş ötüyor.” diye korkanlara siz de sıkça tanık olmuşsunuzdur. Oysa bunun altında çok basit bir gerekçe yatar. Köylerde insanlar genellikle erkenden yatarlar. Sabah erkenden kalkılıp tarlaya gidilecektir zira. Bu nedenle hava karadıktan sonra evlerde ışıklar söndürülür. Işığı yanan ev görmek neredeyse olanaksızdır. Gecenin ilerleyen bir saatinde köydeki bir evde ışıklar neden yanar : o evde ağır hasta, belki de ölüm döşeğinde olan biri vardır. Bizim “bilge” baykuşumuz da o ışığa doğru gelmiş, gecenin karanlığını bölen o ışıkta avlanmaya çalışmaktadır. Bu sırada öter de elbette. O ötüşü duyan evdeki hasta, o gece ölürse, baykuşa hemen yafta yapıştırılıverir : “uğursuz”, “ölüm habercisi”. Bir de o uğursuz (!) ötüşe sahip kuşu görüverirlerse, kocaman gözlü, kafasını geriye doğru döndürebilen ürkütücü, uğursuz (!) bir hayvan.

007

Oysa baykuşlar son derece yararlı hayvanlardır. Genellikle küçük kemiricilerle beslenirler. Günde bir fare yediğini düşünün bir baykuşun. O baykuşu öldürdüğünüzde kısa bir hesap yapın, yemediği o fare bir yılda üreyerek kaç fare olacak, bahçelerinizdeki, evlerinizdeki fare sayısı ne kadar çok artacak !

Baykuşlar avlarını bütün olarak yutarlar. Avların kıl, kemik gibi sindiremedikleri kısımlarını ise daha sonra “pelet” adı verilen bir topaç halinde kusarak çıkarırlar. Bu peletlerin incelenerek baykuşun beslenmesi hakkında bilgi toplanması ise başlı başına bir uzmanlık alanıdır.

002

Peçeli baykuşlar, kalp şeklindeki suratlarıyla o kadar sevimilidirler ki. İnsanın aklı almıyor böyle bir güzelliğe nasıl uğursuz derler, öldürmeye kalkarlar. Bu fotoğraftaki peçeli baykuşların öyküsünü paylaşayım sizlerle : yıllar önce bir ihbar telefonu geldi. Yeni Foça’da bir pansiyonun çatısına yuva yapmışlardı ve otelci onları öldürmeye kalkışmıştı. Bunu gören duyarlı bir esnaf bize haber verdi. Hemen gittik, baktık ki bir kutunun içie konmuş, son derece kötü koşullarda beş peçeli baykuş yavrıusu. Henüz uçabilecek kadar büyümemişler. Derdin nedir bu güzellerle diye sıkıştırdığımızda anladık ki, pansiyonda kalan müşteriler bu yavruların seslerinden rahatsız oluyorlar. Oysa masum yavrular sadece annelerine besin getirmesi için sesleniyorlardı. Baktık ki olacak gibi değil, yavruları elinden aldık. Uzunca süren bir bakım ve beslenme döneminden sonra (epeyce tavuk ciğeri tükettiler J) bir gece, güvenle yaşamasını umduğumuz bir yerde doğal alanlarında salıverdik bu beş güzeli. Kimbilir, belki sonraki zamanlarda gördüğümüz erişkinler, bu yavrulardan biriydi.

006

Bir öykü de Birecik’ten. Nadir bir güzelimiz var “Çizgili İshakkuşu”. Sadece Urfa-Birecik’te, çok küçük bir alanda yaşıyorlar. Parkın içindeki Fırak Kavakları’nı mesken tutmuşlar. Orada varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Kamuflajları çok iyi, ağaçlar yüksek. Bu nedenle görmek çok kolay olmuyor. Akşamüzeri vardık Birecik’e ve hedef hemen çay bahçesi. Bizim elimizde dürbünler, kafamız havada dolaştığımızı gören çocuklar toplandı kısa sürede yanıbaşımızda. Kısa bir sohbetten sonra çocuklardan biri, bulurum ben hemen dedi, bana “dürbül” derler. Tamam dedim, bulana dondurma var. Hemen dağıldılar ve kısa sürede bizim “dürbül” buluverdi güzelimizi. O sıcak yaz günlerinde çocukların hepsi dondurmanın tadına vardı elbette bu güzel gözlemin ardından.

003

Birecik’te Orman İşletmeleri’ne ait bir fidanlık var. Tam bir baykuş cenneti. Dolayısıyla bizim de sıkça uğrak yerimiz oldu. Bu gözlemler elbette gece yarıları başlayıp sabaha kadar sürdü sıkça. Gece fotoğraf çekmek zor iş. Baykuşu görmek zor, görsen netlemek zor. Netlesen kapkaranlık çıkacak. Elimizde, kafamızda fenerler baykuş tarıyoruz sürekli, ses dinlerken bir yandan. Bu taramalar sırasında fenere takılan güzellerden bir çift kulaklı baykuş yavrusu takılıverdi objektifime. Ben keyifle onları izlerken kocaman bir karaltı yavrulara doğru geldi, gitti. Bir de baktım ki yavrunun ağzında ötücü bir kuş. Anneleri kaşla göz arasında onlara av getirmişti.

004

Akşamüzeri bir çay içmeye uğramıştık yine fidanlığa. Bir de baktım kulaklı orman baykuşu çipil çipil bana bakıyor hemen önümdeki ağaçta. Tam fotoğraflık malzene, kaçar mı, aramızda iki metre var yok. Kolumda asılı çantama ızandım, fermuarı açıp makinemi çıkardım. Başım bir an dönmüştür ancak yana. Makinemi alıp çekim için döndüğümde yerinde yeller esiyordu, uçuşu o kadar sessizdi ki duymamıştım bile gidiverdiğini.

005

Evinizin yakınında baykuş sesi duyarsanız, bilin ki “bilge” sizi ziyarete geldi. Derdiniz varsa ona danışın, içinizi dökün ona. Yine bilin ki tarlanızdaki farelerin aşırı çoğalmasını önleyecek başyardımcılarınızdan biri o, hem de karın tokluğuna çalışan bir yardımcı…

 

Kazım ÇAPACI

www.kazimcapaci.com