Kazım Çapacı : Dünya Kuş Gözlem Günü

DÜNYA KUŞ GÖZLEM GÜNÜ

 

Çocuklarınızın bu güzel kuşları nerede görmesini istersiniz?

a- belgesellerde

b- ansiklopedilerde

c- müzelerde mumyalanmış olarak

d- hayvanat bahçelerinde

e- doğal yaşam alanlarında

 

Ne yazık ki son seçenek giderek azalıyor. İnsanoğlu, diğer canlıların yaşam alanlarını öyle büyük bir hızla tüketiyor ki, çocuklarımıza diğer seçeneklerden başka bir şey kalmayacak çok yakında.

 

Yorumsuz …

 

Çok değil, birkaç yıl öncesine kadar yüzlerce kuş türünü binlerce sayılarda gözlediğim alanlarda bugün kuş görmek mümkün değil, oraları çok şeritli otoyollar haline geldi. Doğal yaşam alanlarını yok ettik, yollar yaptık, binalar yaptık. Oraya bir de hayvanat bahçesi kondurduk, içinde doğal yaşamı Afrika olan fili koyduk, gergedanı koyduk; “Doğal Yaşam Parkı” adını verdik bu hayvanat bahçesine de ironik bir şekilde.

 

Dünya Kuş Gözlem Günü’nde Homa Dalyanın’nda çöp toplayan gönüllüler.


Geçtiğimiz hafta sonu (ekim aynın ilk hafta sonu) tüm dünyada “Kuş gözlem Günü” olarak kutlanır. Ben de küçük kızımla birlikte gözleme gittim hafta sonunda. Ege Doğal Yaşamı Koruma Derneği ve İzmir Kuş Cennetini Koruma Geliştirme Birliği’nin ortak aktivitesine katıldık. Güzelim Homa Dalyanı (Gediz Deltası)’nda insanların getirdiği atıkları topladık hep birlikte. Koca bir römork kısa zamanda doldu çöplerle, getirdiğimiz çöp torbaları bitiverdi. Baktık ki, daha küçücük bir alanı toplayabilmişiz. Sembolik kalsa da yaptığımız şey, aramızdaki minik arkadaşlarımın olması, çöpleri toplamak için yarışmaları bir parçacık da olsa yüreğime su serpti. Biliyorum topladığımız çöpler, birkaç hafta sonra katlanarak artacaklar orada ama o minik arkadaşlarım ellerindeki minik bir çöpü bile atmayacaklar, atanları uyaracaklar bundan sonra.

 

El ele vererek çöpleri topladık …


Yapılması gereken bu elbette. Hayvanları küçükken sevdirmek, onları nasıl koruyacağımızı öğretmek. Onların yaşam alanlarına saygılı, onları koruyan, kollayan bireyler yetiştirmek. Bu anlamda kuş gözlemcilerine, doğa korumacılara da düşen büyük bir sorumluluk var: okul eğitimleri. Zaman zaman okullarda konuyla ilgili sunumlar yaparız. O minik arkadaşlarımın heyecanını görmeniz gerekli. Ama bu işin düzenli olarak yapılması gerekli. Okullarda düzenli olarak bu eğitim verilmezse, geleceğimiz pek parlak değil doğrusu. Eğitim programlarına “Çevre” dersinin yerleştirilmesi bu kadar da zor olmasa gerek. Okullarımızdaki biyoloji öğretmenlerimizin pırıl pırıl olduklarını, bu konuda ellerinden geleni yapacaklarını biliyorum, ama bürokrasi çengeline takılıyorlar işte.

 

Çöp torbalarımız o kadar çabuk tükendi ki …

 


Oysa okullardaki pek çok kulübün içine “çevre” kulübünün, “kuş gözlem”  kulübünün eklenmesi pek de zor olmasa gerek. Kuş gözlemciler de bu tip bir eğitime gerek sunumları, gerek bilgi paylaşımlarıyla severek katkı vereceklerdir. Çevre bilincini küçüklüklerinden yerleştirmedikçe, bu alanların hayvanların yaşamı için ne kadar önemli olduğunu anlatmak zor erişkinlere; onlar için bu alanlar “sivrisinek yatakları” ya da “ piknik, mangal alanları” ndan başka anlam taşımıyor kolay kolay.

 


Bu minik gönüllüler, gelecek için tek umudumuz…


Son yüzyılda doğal alanlarımızın çok büyük bir bölümünü kaybettik çeşitli yollarla. Sulama, tarım alanı açma amacıyla göllerimiz kurutuldu. Bir zamanlar yüz binlerce kuşun barındığı “Amik Gölü” artık yok, yerini “Amik Ovası” aldı. Tuz Gölü, Sultan Sazlığı can çekişiyor. Gediz Deltası dört bir yandan tehdit altında : otoyollar, imara açılma, SİT derecesinin düşürülmesi, otlatma, tarım, özelleştirme, liman projesi. Benzeri onlarca alanımız farklı durumda değil.

 

Çocuklarımızın hayvanları belgesellerde, hayvanat bahçelerinde görmemesi için bir şeyler yapmak zorundayız. Kalan son alanlarımızı kaybetmemek için. Elimizi çabuk tutamazsak kaçınılmaz son çok yakın ne yazık ki.


 

Sevgiyle…

 

Kazım ÇAPACI