|
Kazım Çapacı : Gül ile Bülbül
|
|
GÜL ile BÜLBÜL |
|
|
|
|
|
Şiirlerde,
şarkılarda, türkülerde çok işlenen bir konudur bülbülün güle
aşkı. Üçüncü bir karakter, kötü karakter de olmadan olmaz, gülün
dikeni. Bu üçlü hakkında pek çok öykü biliriz hepimiz. |
|
|
|
Bülbül sadece gül
mevsimi geldiğinde şakır. Sevdiğine
kavuşacaktır. Gül mevsimi geçtiğinde lâl olan bülbül, goncalar
açacağı zaman ötmeye başlar. Gülün kendisine
karşılık vermesini bekler, öter durur. Bülbül öter, gül naz
eder. Bülbül büyük bir hasretle gülün dalına konar. Gülün dikeni, aşktan
gözü hiçbir şeyi görmeyen bülbüle batar. Aşık
bülbül kan kaybından ölür. O zamana dek solgun, beyaz renkli olan gül,
bülbülün yarasından akan kanla sulanan toprakla beslenince
kıpkırmızı açmaya başlar ondan sonra. |
|
|
|
Bu bir ince sözdür inceden ince, |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Çiçeklerle dolu bir
bahçedeki bembeyaz gül, eşsiz güzelliğinin farkında
değilmiş, kendini ot sanırmış. Etrafına
harika kokular saldığı, muhteşem bir rengi olduğu
halde, ot olduğunu kabullenmiş bir kere. Günlerden bir gün,
bülbül girmiş o bahçeye. Gülü görür görmez içi titremiş. İlk
görüşte aşkı tanımış. Yıllardır
aradığının o olduğunu anlamış.
Tanışmışlar, uzun uzun
konuşmuşlar. Gül şaşkınmış, bülbülün
kendisiyle, bir otla ne işi olabilirmiş ki? Bülbül
yanılıyor olmalıymış. Gül böyle düşünürken,
bülbül aşkını feryat figan haykırmaktaymış
bülbüle. |
|
|
|
Yıllar yılı
aşkını arayan bir bülbülüm. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gülün ilk günlerdeki
bülbüle olan ilgisi azalmaktaymış giderek. Belki de kendini bir ot
olarak görmek, aşktan kaçmak daha kolay gelmiş güle. Bir ot olarak,
aşkın sorumluluğunu almadan, hayatı geçirip gitmek
varken
Ama ya gerçekten gülse, bunun farkına ancak solduktan sonra, gül
olmanın hakkını vermeden yaşayıp gittikten sonra
varırsa. İkilemler arasında, kafası
karışık bir haldeymiş gül. Gülün bülbülün içindeki
ateşi söndürme telaşı yaralıyordu bülbülü. İçindeki
ateşi söndürmenin bülbülün bülbüllüğünü yok etmek olduğunu
bilmiyordu gül. Çaresiz bülbül, ne pahasına olursa olsun
aşkını, dahası ona içini aşkla dolduran gül
olduğunu kanıtlamalıydı. |
|
|
|
Gül hâra
düştü sîne-figâr
oldu andelîb |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bülbül, kalbini gülün
dikenine batırdı ve oracıkta öldü. Gülün, ot
olmadığını anlaması, çok sevdiği bülbülün
hayatına mal olmuştu. İşte önceleri beyaz olan gül,
utancından kıpkırmızı oldu o günden beri
|
|
|
|
|
|
İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ananemim gül reçelini
de özledim zaten
|
|
Kazım ÇAPACI |