|
Kazım Çapacı : Uçmak |
|
|
|
HAYDİ UÇALIM |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aslında,
kuşlar ikiye ayrılır: Koşan kuşlar, yürüyen
kuşlar. (Gülmeyin hemen siz de;
bilimsel sınıflama böyle J). |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kuşları
sevmemin bir nedeni daha var. Bana benziyorlar, çok tembeller. J Ama haksız da değiller.
Uçmak çok yorucu bir iş (bunun bendeki
karşılığı : çalışmak yorar). Uçmak için
çok fazla enerjiye gereksinim duyarlar. Hele göç sırasında binlerce
kilometre kat etmeleri gerektiğini düşünürseniz. Hal böyleyken,
minicik bir söğüt bülbülünün Sahra Çölünü nasıl geçtiğine
akıl ermez, hem de hepi topu 2 gr yağ yakarak, dört gün dört gece
içinde durmaksızın uçarak 4000 kilometreden fazla yol alırlar. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ya kanat
açıklıkları metrelerce olan yırtıcılar, hangi
enerjiyle o heyula kanatları çırparlar. Bunun altında önemli
bir kurnazlık yatar. Bu uzun göçleri sırasında pek de kanat
çırpmazlar aslında. Süzülme burada devreye girer. Süzülürken sıcak
hava akımlarını (termalleri) kullanırlar. Süzülürken hava
akımlarını yakalamak için kanatlarını gergin
tutarlar. Önce yükselip sonra süzülmek için dikey hava
akımlarını kullanırlar. Güneş toprağı
ısıttığı zaman, sıcak hava dönerek yukarı
çıkar. Buna "yükselen sıcak hava akımı" (termal
akım) denir. Büyük yırtıcı kuşların çoğu
uzun kanatlarını açarak sıcak hava akımlarıyla
yükselirler. Kuş kendini sıcak hava akımına
bırakarak, kanatlarını hiç çırpmadan gökyüzüne yükselir.
Kuş, termalin en yüksek noktasına eriştiğinde süzülerek
aşağı iner ve bu kez başka bir akıma binerek tekrar
yükselmeye başlar. Bu yolla hiç yorulmadan saatlerce gökyüzünde
kalabilir ve büyük mesafeler kat edebilirler.. O
sütun senin, bu sütun benim kayarak bedava yolculuk yaparlar. İstanbul
Boğazının en dar yerinden (Çamlıca-Sarıyer
arası) göç döneminde her gün on binlerce yırtıcının
geçmesi nedendir dersiniz? Termaller sadece karada oluşurlar.
Termallerin yer almadığı deniz üzerinde uçmak, doğrudan
kanat çırpmayı gerektirir. Enerji ise kolayca harcanmayacak kadar
değerlidir. İşte bu nedenle, deniz geçmek zorunda
olduklarında bunu en kısa yoldan yaparlar her daim. Bu da bize göç
döneminde Sarıyer ya da Çamlıca tepelerinde konuşlanarak çok
sayıda yırtıcıyı kolayca izleme fırsatı
verir. |
|
|
|
|
|
|
|
Bazıları da
uçuş sırasında yardımlaşarak enerji tasarrufu yapma
yolunu seçerler. Bazı kuş sürüleri (kazlar, ördekler) uçarken
"V" şeklini alırlar. Bu sayede arkadaki kuşlar daha
az hava direnciyle karşılaşırlar ve önemli ölçüde enerji
tasarrufu sağlarlar. Doğal olarak en başta uçan kuş en
fazla enerjiyi harcar. Buna bir çözüm olarak sürüdeki kuşlar sürekli
olarak yer değiştirirler, öndeki kuş yorulunca arkadakiyle yer
değiştirir (Kuşların insanlardan ne kadar farklı
olduğunu anlayabilmek için, trafikte birbirine hiç tahammül edemeyen
sürücüleri bir gözünüzün önüne getirin yeter). |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kuşların
uçmaya başlangıçları bile çok estetiktir. Havaya
sıçrayıverirler uçuşa geçmeden önce. Ancak
bazılarının gövdeleri o kadar kocamandır ki, havalanmadan
önce yeterli hızı almak için uzunca süre koşmak zorunda
kalırlar. Hiç flamingoların, kuğuların, pelikanların
uçuşa geçmesini izlediniz mi? Ölmeden önce yapılacaklar listesine
mutlaka almalısınız.- |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kuşların en
uygun, en ekonomik şekilde uçmayı nerden bildikleri hala bir
gizdir. - Çoğu
kuş saatte 40- |
|
|
|
|
|
|
|
Kartallar yüksekten
uçar. Genellikle doğrudur. Uçuş yüksekliğini havanın
açık ya da kapalı olması, rüzgârın yönü ve şiddeti,
atmosfer basıncı gibi çeşitli faktörler etkiler. Bu etkenlerin
yanı sıra genellikle, küçük kuşlar alçaktan, büyük kuşlar
yüksekten uçarlar: Halkalı güvercin |
|
|
|
|
|
|
|
Bazı rekortmenleri
de anmak gerekir bu arada. |
|
Aralıksız
uçuş rekoru ebabillerdedir. Ebabiller hiç durmadan 3 yıl
uçabilirler. Bu kuşlar, yeme, içme, yıkanma, uyuma gibi tüm
gereksinimlerini uçuş sırasında giderirler. 18 yıl
yaşayan bir ebabil, bu süre içinde 8 milyon km uçabilir. Bu da dünya
çevresinde 220 kez dönmeye eşdeğerdir. |
|
|
|
|
|
|
|
En uzun mesafe
uçuş rekortmeni kutup sumrusudur. Her yıl
bir kutuptan diğerine uçar ve yazı sırasıyla bir kuzey
kutbunda, bir güney kutbunda geçirir. Her iki kutupta da güneş yaz
ayları boyunca hiç batmaz. Bu nedenle kutup sumruları
aynı zamanda dünyanın en çok gün ışığı
gören kuşlarıdır. |
|
|
|
|
|
|
|
En hızlı
kuş rekoru da gökdoğanın tartışmasız olarak. Pike
hızı saatte |
|
|
|
|
|
|
|
Bir de çok sessiz
uçanlar var. Gece kuşları olan baykuşların kanat, göz ve
kulak yapıları karanlıkta uçmaya ve avlanmaya uygundur.
Baykuşların kanat tüylerinin yüzeyi yumuşaktır. Bu
özellik sayesinde baykuş avlanırken küçük hayvanların duyamayacağı
kadar sessiz uçabilir. Pençeleri
yiyene kadar fare hiçbir şey duyamamıştır bile gecenin
bir yarısında. |
|
|
|
|
|
|
|
Birecik'te hemen
altında durduğum sık yapraklı bir ağacın içinde
tüneyen bir kulaklı orman baykuşuyla göz göze gelmiştim. Bir
süre birbirimizi süzdük. Çok güzel bir hayvandı, gözlerimi
alamıyordum bir türlü. Fotoğrafını çekmek için omzumda
asılı duran çantamı açıp makinemi çıkarmak için bir an
gözlerimi ondan ayırdım, hemen makinemi çıkardım. Ama
yeniden durduğu yere baktığımda, geçen bir kaç saniye
içinde bana hiç hissettirmeden uçuvermişti. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Leonardo da, Hazerfan da boşuna kafalarını o kadar
takmamışlardı uçmaya. Keyifli birşey
uçmak. Özel bir şey. Haydi hep beraber uçalım
|
|
Kazım ÇAPACI |