Aradıgınız bilgiye ulaşmak için kütüphanede tarama yapmak zorunda olduğunuz dönemden kalan benim gibi dinozorlar hatırlarlar. Leylekler bir zamanlar evlerimizin çatısına yuva yaparlardı. Baharın gelişinin habercilerinin başında gelirdi leylekler. Onlar geldiğinde yüreğiniz pır pır etmeye başlardı.

Yavrularını büyütüp gitmeye hazırlanmaları ise hüzünlü hazan mevsiminin yaklaştığının göstergesiydi. Ama bilirdiniz, gelecek yıl yeniden dönecekler, baharı müjdeleyecekler.

Türkçe adlarını Arapça (laklak) ve Farsça (leglekdan alırlar. Bu da üreme sırasında çıkardıkları takırdamaya benzer sesten geliyor olsa gerek.

Leyleklerden iki türü vardır ülkemizde yaygın olarak (Afrikalı bir tür olan Sarı Gagalı Leylek (Mycteria ibis)’inde ülkemizde rasltlantısal kaydı vardır). Hacı Leylek – Ak Leylek (Ciconia ciconia) ve Kara Leylek (Ciconia nigra). Hacı Leylek insanla daha barışıktır. İnsana yakın olmayı, yerleşim yerlerinde yuva yapmayı sever. Öylesine bize yakın, bizimle beraberdi ki köylerimize bile adını vermişiz : Varto Köyü – Muş.

Eskiden hemen her evin bacasında bir leylek yuvası görmeye çok alışıktık. Hatta “ben nasıl oldum” diye soran çocuklara “seni leylek getirdi” derdi anne babası. Çatılı evlerin yerini apartmanlar aldığından beri leylekleri de yuvalarından ettik. Köylerde az sayıda yuva yapacak yer bulabiliyorlar kendilerine. Nesli şu an için tehlike altında olmasa da kötü yapılaşma ve sulak alanların kurutulması sonucunda ülkemizde sayıları giderek azalmaktadır.

Ne yazık ki çocuklarımzı leylek getiremiyor artık …

Kara leylek ise insanlara pek sokulmayan bir tür. Yerleşim yerlerine pek sokulmaz, insanlara pek kendini göstermez. Üremek için yaşlı ormanları ya da sarp kayalıkları yeğler bu kara güzel. Karakteristik olarak göçmen bir kuş olsa da, Gediz, Meriç, Göksu Deltaları başta olmak üzere ülkemizde kış boyunca da kalmaya devam ederler.

Her iki leyleğimiz de yaz göçmenidir. Mart ortasında ülkemize gelmeye başlıyorlar. Bir kısmı ülkemizde yerleşip ürerken, bir kısmı İstanbul Boğazı’ndan geçerek Avrupa ülkelerine giderler aynı amaçla. Göç döneminde binlerce leyleği bir anda gökyüzünde görmeniz çok kolaydır. Yeter ki uygun yer ve zamanı kollayabilin. Hem unutmayın leyleği havada görmek çok gezeceğinize işaret eder. Düşünsenize o kadar büyük sayıda leyleği birden havada gördüğünüzü. Çok gezmemin nedeni bu olsa gerek J

Her iki leyleğin de yavruları ve gençlerinin gagaları grimi renkte iken, erişkin hale geldiklerinde parlak kırmızı renk alırlar.

Sonbahar göçünde tersine Avrupa’dan gelip, ülkemizde üreyenleri de aralarına katarak ve ilkbahar göçlerindeki sayılarını yavrularını da ekledikleri için arttırarak Afrika’ya doğru yollanırlar.

Leyleklerin önemli bir sorunu da elektrik telleridir. Çatı kalmayıca, sıkça elektirk direklerine yuva yaptıklarından uçuş eğitimi sırasında yavrular elektirik tellerine çarpıp ölebilmektedir. Bunu engellemek için basit ama kullanışlı leylek yuvaları kullanılabilmektedir. Yine yüksek enerji nakil hatlarına göç sırasında çarpmalarını engellemek için takılan renki büyük toplar dikkatinizi çekmiştir eminim.

İki leylek türü de etoburdur. Kurbağalar, sürüngenler, küçük memeliler, çekirge başta olmak üzere böcekler besin yelpazesini oluşturur. Bu sayede çiftçi dostu olduklarını da unutmamak gerekir

İki leylek türü de etoburdur. Kurbağalar, sürüngenler, küçük memeliler, çekirge başta olmak üzere böcekler besin yelpazesini oluşturur. Bu sayede çiftçi dostu olduklarını da unutmamak gerekir

Ezop’un “Tilki ile Leklek” masalına aldanmayın. Usta avılardır leylekler.

 

Göç sırasında sıcak hava akımlarını kullanarak dönerek yükselirler ve daireler çizerek uçarlar. Hadi bakalım tam sırası. Sonbahar göçü başladı ve hızla devam ediyor. Bu yıl gezmek isteyenler gözlerini gökyüzünden ayırmasınlar ;)

 

Bu da ailemize yeni katılan, yeğenimin oğlu Doruk Batı. Leylekler şirin bir şey getirdi bize J

 

Bir de roman önerisi. Özellikle benim gibi polisiye severler için : Leylek Uçuşu – J.C. Grange

 

Kazım ÇAPACI

www.kazimcapaci.com