CLUSIACEAE = HYPERİCACEAE = GUTTIFERAE

Ağaç, çalı ya da otsu bitkilerdir. Tüm vejetatif kısımlarında reçine boşlukları vardır ve bunlar yapraklarda saydam noktalar halinde görülür. Yapraklar karşılıklı ya da diresel dizilişli, nadiren alternat; basit ve stipulasızdır. Çiçekler tek, kimoz ya da tirsoid durumda, genellikle erdişi, nadiren tek eşeyli, ışınsal simetrilidir. Sepaller 2-10 ya da daha çok, imbirikattır. Petaller 4-12, imbirikattır. Stamenler az ya da çok sayıda veya kaidede birleşmiş 3-5 demet durumundadır. Ginekeum 1 pistilli, ovaryum üst durumlu, 1-çok lokuluslu, karpeller 3-5 ya da lokulus sayısı kadardır. Ovüller 1-.ok, anatroptur. Plasentasyon eksensel ya da nadiren parietaldir. Meyve genellikle kapsula, nadiren bakka ya da drupadır.

Daha çok tropik ve subtropik bölgelerde yayılış gösteren 43 cins ve 1000 tür içerir. Ülkemizde 1 cins ve 77 türü vardır. Kerestesinden ve meyvesinden yararlanılır. İlaç, zamk ve parfümeri sanayinde kullanılır.

Hypericum.

Tek ya da çok yıllık otsular ya da çalımsılardır. Yapraklar perfoliat ya da değil, nadiren aurikulatlıdır. Sepaller ve petaller 5, serbest, Petaller genellikle sarıdır. Stamenler 5 grup halinde ve petallerin önündedir. Ovaryum 3-5 ya da tek lokuluslu, 2-çok ovüllüdür. Meyve septisit kapsula ya da nadiren bakkadır. Kapsulanın üzerinde boyuna çizgiler (vittae) ya da enine kabartılar (vesicle) bulunur. Sıcak ve ılıman bölgelerde yayılış gösteren 300’den fazla türü vardır.

Hypericum calycinum – Koyunkıran, Kuzukıran

Plantae » Tracheobionta » Magnoliophyta » Magnoliopsida » Dilleniidae » Theales » Clusiaceae » Hypericum » Hypericum calycinum

İzmir

 

 

 

 

 

7427

 

 

 

 

 

Hypericum perforatum - Sarı kantaron, Binbirdelik otu, Kılıç otu, Mayasıl otu, Koyunkıran, Kuzukıran, Kanotu, Yaraotu – İng. St John’s Wort – Alm. Blutkraut, Johanniskraut – Fr. Millepertuis

Plantae » Tracheobionta » Magnoliophyta » Magnoliopsida » Dilleniidae » Theales » Clusiaceae » Hypericum » Hypericum perforatum

 İzmir – Bozdağ, haziran 2010

Antik dönem hekimlerince yara iyileştirici özelliğiyle çok iyi bilinen bir bitkidir. Latince adı, “İkonanın üstünde” anlamında olup, kötü ruhları kovduğuna  inanılır. Efsaneye göre sarı kantaron şeytani ruhlara o kadar itici gelirmiş ki aromasının bir tutamı bile onları kaçmaya zorlarmış.

Sarı kantaronun, kuzey yarımkürede çiçek açtığı tarih olan 24 Haziran günü St Joıhn (Aziz Yahya) Bayramı’dır. Bu nedenle “St Johns Wort” (Aziz Yahya Otu) adıyla anılır.

16. yy’da Paracelcus sarı kantaronu şöyle över : “Bütün reçetelerde hiçbir ilaç yoktur ki zarar vermeden, tehlikeli olmadan iyileştirici sarı kantaron kadar iyi olsun… Maharetleri bütün reçeteleri utandırır…”

Çiçeklenme zamanında toplanmış taza ye da kurutulmuş çiçekleri, yaprak ve gövde gibi topraküstü kısımlarından drog olrak yararlanılır. Bitkinin topraküstü kısımları çiçeklerinin tam olarak açtığı dönemde toplanmalı; kurutma, 40 0C yi geçmeyecek şekilde yapılmalıdır.

Haziran ve eylül ayları arasındaki dönemde çiçek açan bitki, bir metreye kadar boylanabilir. Bitkinin tepe Kısımları, yani çiçekli dal uçları “Hyperici herba” adıyla ilaç olarak Kullanılır.  İlaç hazırlanırken çiçekli dalların gölgede kurutulması gerekir.

Droğun hafif acımsı ve hafif buruk bir tadı vardır.

Yayılışı : Avrupa, Asya, Kuzey Afrika, ABD’nin batısında doğal olarak yetişir. Anadolu’da yaygındır.

Çok yıllık, otsu bir bitkidir. Hafif aromatiktir. Güneşli yerlerde, iyi sulanan kumlu topraklarda yetişir.

25-60 cm kadar boylanabilir. Tüysüz yaprakları karşılıklı ve sapsızdır. Yapraklarında, sepal ve petallerinde çok sayıda bulunan, balsam ve eterik yağ salgılayan şizogenik salgı cepleri önemli anatomik özellikleridir. Güneşe tutulduğunda noktacıklar halinde görülen bu yağ guddeleri delik gibi göründüğünden “binbirdelik otu” (Herbe de milipertius) adıyla da bilinir. Tür adı olan “perfore” (delikli) de buradan gelmektedir.

Çiçekleri parlak sarı renkli, kenarları siyah renkli guddeli tüylerle çevrili, üç demet halinde bir araya toplanmış,v dalların ucunda ve beş petallidir. Çiçeklerindeki yakından görülen siyah noktacıklar parmaklar arasında ezildiğinde, elimizde leke bırakan kırmızı bir pigment açığa çıkar. Bu pigment, hiperisin, psödohiperisin ve hiperforin içerir. Ortaçağa dayanan ve bu bitkinin kafası kesilen Babtist John’un kanından kaynaklandığını aktaran efsanenin ardında yatan olası neden budur. St John adını, Kudüs’teki St John şövalyeleri tarafından haçlı seferleri sırasında savaş alanlarında oluşan kötü savaş yaralarını temizlemek ve iyileştirmekteki yeteneği nedeniyle aldığı da belirtilmektedir.

İlk Hristiyanlar, bu bitkinin kötü ruhları uzak tutacağına inanırlardır. Avrupa'da uzun süredir ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan Amerika'da da oldukça popüler bir bitki türüdür. Geçmiş tarihlerde sarı çiçekleri toplanarak güneş ışığı alan bir yerde 15 gün zeytinyağında bekletilirdi. Bu kırmızı renkli ve özel kokulu merhem “kantaron yağı”, yara iyileştirici olarak ve özellikle de yanık yaraları ile yatalak hastalarda oluşan yaralarda tedavi edici olarak kullanılırdı. Yaraları iz bırakmadan iyileştirmesiyle ünlüydü. Osmanlı döneminde, hekimbaşı tarafından kılıç yaralarının tedavisinde kullanılırdı : “Kılıçotu”. Bitki eski Yunan ve Roma medeniyetleri zamanında kötü büyülere karşı koruyucu olarak ünlenmişti.

Bitkinin etkili bileşikleri fotosensibilite oluşturur. Bu bitkiyi yiyen hayvanlarda 3-4 saat sonra ışığa duyarlılık artar. Ağız ve genital organlarda ödem oluşur. Bu duyarlılık 3 gr/kg dan sonra başlar. Özellikle koyun, sığır gibi hayvanların beyaz tüylü olanlarında duyarlılık daha fazladır. Bazen ölümle sonuçlanabilen bu durum “hypericismus” olarak adlandırılır. Halk arasında bitkiye koyunkıran/kuzukıran adınının verilmesini nedeni de budur. Benzeri etki Fagopyrum bitki türlerini yiyen hayvanlarda da görülür (Fagopyrismus hastalığı). Burada ışığa duyarlılı fagopirin maddesi arttırır.

Etkin maddeler : Antrasenler, floroglusinoller, flavanoitler, oligomerik prosiyanidler, ksantonlar, uçucuyağ, fenolikkarboksilik asitler içerir. Çiçekler tam açtığında hiperisinler, meyveler olgunlaştığında hepirforin yüksek miktarda bulunur.

Etki ve kullanılışı : yüzyıllardan beri yanık yaralarında ve melankolide kullanılmıştır. Geleneksel bir kullanımı da gece işemeleridir. 2-4 gr/G kullanımı etkili bir antidepresandır.

Bitkinin gece beynin pineal bezinden melatonin salınımını artırarak uykuyu güçlendirdiği bildirilmiştir.

Antidepresan, antienflamatuvar, antiviral ve antibakteriyel etkileri vardır. Bileşenlerinden olan hiperisinin AIDS hastalığının etkeni olan HIV virüsünün de aralarında olduğu çeşitli virüslere karşı etkinliği deneysel olarak gösterilmiştir. Antienflamatuvar etkisi vardır. Derinin melanin kaybı ile birlikte giden ve kısmi renk bozuklukları ile karakterize vitiligonun tedavisinde yardımcıdır.

Çay olarak hazırlanacak ise çiçek ve yaprakları kullanılır. 1 tatlı kaşığı (1.8 gr) iyi toz edilmiş drog üzerine 150 ml kaynar su eklenir. 5-10 dk, ağzı kapalı olarak demlendikten sonra süzülür. Bekletilmeyle yan etkileri ortaya çıktığından hemen tüketilmelidir. Aç karnına günde 2 fincan içilir. 4-8 haftalık kür uygulanabilir. Halk arasında çiçekli dallarından hazırlanmış çayların peklik verici, yatıştırıcı, spazm çözücü ve kurt düşürücü olarak kullanımı yaygındır.

Zeytinyağında hazırlanmış masere galanik preparatları, dahilen mide-barsak mukozasının enflamasyonlu durumlarında, gastrit ve enteritlerde kullanılır. Yağda masere şekilde hazırlanmış preparatı rektum iltihabında kullanılır. Haricen, travma, myalji ve yaralanmalarda kullanılır. Hiperforinden kaynaklanan etkiyle antibakteriyel ve antiviral etkiler gösterir. Zona’da kullanılır. Tanen içeriği büzüştürücü etki göstermesini sağlar. Ağrı kesici etkisi nedeniyle keskin kesiklerin tedavisinde yeğlenir. Yüksek orandaki flavanoit içeriği nedeniyle skatrizan rol oynar, yara, çıban ve yanıklarda iyileştirici ve antiflojistik olarak kullanılır.

Yan etkileri : nadiren ışığa duyarlı kişilerde deride eriteme yol açabilir. Gastrointestinal yakınmalar, yorgunluk, huzursuzluk, alerjik deri reaksiyonları gözlenebilir.

İlaç etkileşimleri : Amitriptilin, siklosporin ve digoksinin etkilerini azaltır.

v       Zeybek U, Haksel M. Türkiye’de ve dünyada önemli tıbbi bitkiler ve kullanımları. Argefar ve Sade Yayınları, Meta Basım, İzmir, 2010.

v     NGBB Bağbahçe Dergisi

0939c

0940

0943

0313

0314

0315c

Hypericum triquetrifolium - Kantaron

Plantae » Tracheobionta » Magnoliophyta » Magnoliopsida » Dilleniidae » Theales » Cluciaceae » Hypericum » Hypericum triquetrifolium

 İzmir

 

 

 

 

 

 

 

4261

4261c

4266c

.

 

 

Hypericum bithynicum

Plantae » Tracheobionta » Magnoliophyta » Magnoliopsida » Dilleniidae » Theales » Cluciaceae » Hypericum » Hypericum bithynicum

 İzmir

 

 

 

 

 

 

 

9235

9237

9238

 

 

 

Hypericum sp

Plantae » Tracheobionta » Magnoliophyta » Magnoliopsida » Dilleniidae » Theales » Cluciaceae » Hypericum » Hypericum sp

Çeşme, haziran 2010

 

 

 

 

 

 

1548

1549c

1552c

1553

 

 

Hypericum sp

Plantae » Tracheobionta » Magnoliophyta » Magnoliopsida » Dilleniidae » Theales » Cluciaceae » Hypericum » Hypericum sp

NGBB, mayıs 2010

 

 

 

 

 

9035

9037

9042

9044

9044c