YARIMKANATLILAR - HEMIPTERA

Kazım Çapacı

Ana Sayfa

Kuşlar-I

Kuşlar-II

Memeliler

Taksonomi

Çiçekler

Kitaplar

Kuşlar Hakkında

Kuş Adları Derlemesi

Kuş Gözlemciler

Türkiye’nin Kuşları

Kazım Çapacı

Türkiye Kuş Pulları

Kızlarım

Böcekler

Birgünsinekleri

Pervaneler

Çekirgeler

Kulağakaçanlar

Peygamberdeveleri

Yarımkanatlılar

Eşkanatlılar

Kınkanatlılar

Zarkanatlılar

Sinirkanatlılar

Pireler

Sinekler

Kelebekler

Güveler

Örümcekler

Kırkayaklar

Yumuşakçalar

Hamamböcekleri

Fotoğrafların büyük hali için üzerlerine tıklayınız.

 

Sınıf

INSECTA

19. Takım

Heteroptera (=Hemiptera) = Tahtakuruları = Tısböcekleri = Yarımkanatlılar

İnsanda kan emen tahtakurusu (Cimex lectularius) üzerinde Aristophanes (MÖ 25)’in gözlem yaptığı bilinmektedir. En azından belli gruplarının pis koku çıkarması, bu hayvanların insanlar tarafından kolayca tanınmasını sağlamıştır.

Genel tanımları : Hemen her zaman dört kanatlıdırlar. Hemimetaboldürler. Tüm yaşam ortamlarına yayılarak çeşitli vücut yapıları kazanmışlardır. Tipik olarak başlarının ön alt kısmından çıkan, dinlenme sırasında vücudun altında geriye doğru, çoğunda uzunlamasına bir oluk içine yatırılabilen bir hortumları vardır. Çok yakın akrabaları olan Homoptera takımında da benzer hortum olduğundan her iki takım Hemipteroidea üsttakımında bir araya getirilmişlerdir. Bununla beraber, Homoptera’da hortum, başın alt arkasından çıkar; kanatlar Hemiptera’da abdomenin üzerinde düz olarak yatarken, Homoptera’da çatı şeklindedir.

Vücut büyüklükleri – şekilleri : Genellikle üstten basılmış, oval yapılı vücutlarının uzunluğu 1 mm-10 cm arasında değişir. Çubuk şeklinde (Ranatra), kısa ve yarımküre şeklinde (Plataspidae) olanlar da vardır. Canlı renklere nadiren sahiptirler (Sphaerocoris); genellikle siyah, kahverengi, grimsi ve yeşilimsi renkler hakimdir. Nokta, çizgi, bant şeklinde desenler genellikle göze çarpacak şekilde değildir. Bununla beraber örneğin, yırtıcı olan Reduviidae’ de kırmızı, sarı ve beyaz desenler çok belirgindir. Pentatomidae ve Miridae’de rengarenk desenler görülür.

Baş : Çepeçevre kapanmış, kuvvetlice sklerotize olmuş, hemen hemen sutursuz kafa , uç kısmında, bitki özsuyu emenlerde alta doğru yönlenmiş, Hemipteroidea’nın tümünde bulunan, hortum ya da “Rostrum” denen çok özelleşmiş delici-emici ağza sahiptir. Alt dudak 1-4 parçalıdır; bu parçaların kenarları başa yakın kısımda bir oluk, baştan uzak kısımda ise işlevsel bir boru meydana getirir. Kaide kısmında oluk, uçta boru gibi olan bu yatağı, uca doğru zıpkın gibi sivrilmiş üst dudak kapatır ve böylece içerisinde, birbirine karşı bağımsız olarak hareket eden dört delici dikenden oluşmuş bir delme aygıtı için tam bir kılıf oluşturulur. Emici hortum bir taraftan tükürüğün dışa akıtılmasını, diğer taraftan sıvı besinin emilmesini sağlar. Bu takımdaki tüm hayvanlar bitkisel ya da hayvansal vücut sıvılarıyla beslenirler. Bunun dışında birçok türde avın sıkıca tutulmasına ve taşınmasında görev yapar. Tükürükteki zehirli maddeler kurbanını felç etmeye, öldürmeye ya da kanın pıhtılaşmasını önlemeye yarar. Tükürük etki edeceği yere kendi kendine değil, diyafram-piston ilkesine göre çalışan bir emme basma pompasıyla iletilir. Bu pompalama, “tahtakurusu pompalaması” olarak adlandırılır. Tükürük ile karışmış akıcı besin yutak pompasının etkisiyle emilir. Çoğu bitki özsuyu emer. Birçoğu çeşitli bitkilerden, az bir kısmı sadece belirli bitkilerden özsu emer. Bitki emenler başlarının ya da daha iyisi hortumlarının konumuyla tanınırlar. Yırtıcı olanlar (Amyotinae, Reduviidae, Nabidae, Anthocoridae, Phymatidae, birçok yarısucul ve sucul türler). et yiyenler : (Hydrometridae), kan emenler (Cimicidae, Polyctenidae, birçok Reduviidae) genellikle sert, kaldırıldığında öne doğru yatay şekilde duran bir hortuma sahipken, özsu emenler hemen her zaman daha uzun, vücuda 90 derecelik açıyla düşey olarak bağlanmış bir hortuma sahiptirler (bitki dokularını daha kolay delerler).

Parazit yaşayan Polyctenidae dışında hepsi, oldukça büyük yapılı, gündüz işlev gören bileşik gözlere sahiptir. Noktagözler varsa iki tanedir. Antenlerinin yapısına göre iki alt takıma ayrılırlar. Karasal olanlar (Geocorisae) 4-5 segmentli, iplik ya da tesbih dizisi şeklinde, vücutları kadar uzun, üstten bakıldığında belirgin olarak görülebilen antenlere sahipken, sucul olanlar (Hydrocorisae), kısa, 3-4 segmentli, başın altındaki ya da arka tarafındaki bir çukura gizlenmiş, üstten bakıldığında görülmeyen antenlere sahiptirler.

Göğüs : Birbirinden farklı üç segmentten yapılmıştır. Birincisi serbest hareketli, ikinci ve üçüncüsü kaynaşarak kanatların bağlanması için bir bütün oluşturmuştur. Birinci göğüs segmenti yamuk, kare ya da dikdörtgen şeklinde, bazen çıkıntılar taşıyan (örneğin Arilus’ta) büyük bir sırt (boyun) plakası taşır. Orta göğüs segmentinin sırt plakası, boyun plakası tarafından büyük ölçüde kapatılır; fakat üç köşeli plakçık (Scutellum) hemen her zaman ön kanatların kaidesi arasına uzanmış olarak dışarıda kalır.

Orta ve arka segmentle hemen her zaman birer çift kanat taşırlar. Ön kanatlarının takıma özgü yapısı, yani kaide yarısının (2/3’ünün) derimsi olarak sklerotize olması, uç yarısının (1/3’ünün) zarımsı kalması (Hemielytra) bu takımı Homoptera’dan kesin olarak ayırır.

Uçmanın önemi türlere göre farklılık gösterir. Bitki tahtakuruları = kör tahtakurular (Miridae) en çevik uçanlardır. Amyotinae uçuşa çok yavaş geçer. Bazılarında kanatlar tam gelişmediği için ya da kanatlar tam gelişmiş olsa da kanat kasları köreldiği için (Nepa rubra’da olduğu gibi) uçm işlevi görülmez. Uçmaya ya yüksek bir yerden düşerek, ya sıçrayarak ya da yerden sıçrayarak başlarlar. Hepsinde uçma sırasında ön ve arka kanatlar birbirine kancalanarak işlevsel iki kanatlılık kazanılır. Kenetlenme, ancak kanatlar dinlenme durumunda yere yatırılınca çözülür. Miridae’de saniyede 100 kez kanat çırpılır. Epeyce türde kanatlarda eşeysel dimorfizm vardır, dişilerin kanatları daha küçüktür.

Kural olarak birbirinin benzeri olan, ince yapılı 6 bacağın hepsini kullanarak kaçmayı ve yürümeyi yeğlerler. Tarsusları 3, nadiren 2 ya da tek segmentlidir; sonuncu ayak segmenti hemen her zaman iki tırnakla sonlanmıştır. Ayrıca sucullar ve yırtıcılar dışında tırmanmasını sağlayan yapışma lobları vardır; Pentatomidae’de bu yapışmanın etkinliği ayak formundaki değişikliklerle arttırılmıştır.

Ön bacaklarıyla sıvazlayarak başlarını ve gözlerini, sıyırmak suretiyle anten, hortum, vücutlarını temizlerler. Ön ve arka bacaklar birbirlerine sürtülmek yoluyla kirlerden temizlenir.

Erginlerde göğüslerin arka segmentinde bulunan deri bezlerinden çıkan salgılar, her iki yanda da kalçaların önünden ya da yanlarından dışarıya çıkarak pis koku meydana getirirler. Bu nedenle bu hayvanlara tısböcekleri de denir. Yuvarlak, oval, bazen yarık şeklinde olan bu açıklık, bir kapama aygıtıyla donatılmıştır, böylece hayvan salgısını isteğe göre salgılayabilir. Bazılarında, örneğin yatak tahtakurularında, kurmayı uyarıcı sıvı sürekli salgılanır. Salgının çıktığı deliğin etrafı, salgının hızlı buharlaşması için genellikle pürtüklü yapıdadır. Belirli uyarılarla salgı damlacıklar şeklinde çıkarılır, hatta bazı türlerde 15 cm uzağa fışkırtılabilir. Koku bezlerinin biyolojik önemi tam olarak bilinmemektedir. Birçok düşmanın bu kokudan iğrendikleri, böylece koruma görevi yaptıkları söylenebilir. Bu nedenle, daha az hareketli olan larvalarda bu bezler özellikle büyüktür. Olasılıkla eşeysel yaşamlarında da görev yaparlar. Bazı gruplarda bu bezler körelmiştir ya da hiç bulunmaz.

Çiftleşme : Çok değişik şekillerde meydana gelir. Bazen, erkek antenleriyle dişiyi sıvazlayarak onu uyarır ve çiftleşmeye razı eder. Daha sonra erkek dişinin üzerine çıkar, dişiyi sıkıca kavrar, abdomenini alt-arkadan öne doğru kıvırarak dölleme aygıtını dişinin eşeysel açıklığından içeriye sokar (Hydrometridae, Gerridae, Veliidae). Bazen erkek yana kayar. Aradidae’de erkek dişiye alttan tutunur ve abdomenini yukarı kaldırır. Bazılarında erkek ve dişi aynı doğrultuda birbirlerine ters olarak konumlanır. (Lygaeidae, Pentatomidae, Pyrrhocoridae, Coreidae). Bu konumdakilerde erkeklerin eşey kapsülü 180 derece döner, böylece dönme ile dölleme aygıtları dişinin eşeysel kanalına daha sıkı şekilde tutunur, hatta penis, reseptakulum seminis içine kadar girer. Çiftleşme 2 dk-10 saat, hatta günlerce sürebilir. Bu sürere çiftler sakin kalabildikleri gibi, erkekler dişilerin arkasından sürüklenebilir de. Kural olarak defalarca çiftleşirler.; bir günde farklı eşlerle çiftleşme tekrarlanabilir.

İlke olarak ancak bir vejetasyon süresince yaşarlar. Kural olarak erkekler çiftleşmeden hemen sonra ölür; dişiler yumurta bırakmak için daha uzun yaşarlar.

Dünyanın tüm coğrafik bölgelerinde, 5000 m yüksekliklerde de bulunacak kadar yayılmışlardır. Akla gelebilecek her biyotop, farklı türler tarafından işgal edilmiştir. Kumların 20 cm altında, nemli topraklarda, tatlısu içinde, hatta birkaçının açık denizlerde yaşadığı bilinmektedir.

Haziran-ağustos ayları en yoğun olarak bulundukları zamandır. En aktif oldukları sıcaklık 15-30 oC dir. Yüksek sıcaklıklarda saklanırlar, hatta yaz uykusuna yatabilirler (örneğin Eurygaster maura). Bazıları gececidir (örneğin Phytocoris türleri). Yırtıcı olanları, yiyebilecekleri her türlü hayvanı, hatta ırktaşlarını da özelleşmiş ön bacakları ile yakalarlar. Besine özelleşmiş pek az türü vardır.

Birçoğu bitki özsuyu emerek beslenir. Birçok durumda bu emmenin, bitkiye benek şeklindeki emme izi bırakma dışında zararı olmaz. Özu emilen yerin çevresindeki dokular da iyi beslenemedikleri için ölerek bir benek halinde kalabilirler. Tükürüklerinin zehiri çok kez genel bir büyüme bozukluğuna ya da bir tarafın yavaş, diğer tarafın aşırı büyümesine neden olur. Sonuçta çarpıklık ortaya çıkar. En tehlikelisi ise bu hayvanların birçok bakteriyel ya da viral hastalığı bulaştırmalarıdır (karnıbaharda baktariyel beneklenme, patateste yaprak bükülmesi ortaya çıkarmaları gibi). Yaklaşık 750 türü kültür bitkilerinde zararlıdır. İnsanlarda kan emmek suretiyle geçici parazit olan Cimicidae ve bazı Reduviidae türleri, sadece kaşıntı meydana getirme, kan emme, besin ve evlerimizi kirletmeyle değil, birçok hastalığı bulaştırmayla da zararlı olurlar (Chagas hastalığı, Kala-Azar, tekrarlayan humma).

Yararları çok azdır. Yırtıcı olanların yararlarından bahsedilebilir; yaprakarılarını, yaprakbitlerini, tırtılları ve larvaları yerler. Güney Rodezya’da Encosternum delagorguei (Pentatomidea) kızartılarak yenir. Loas’ta dev büyüklükte olan Lethocerus indicum çok değerli besinlerden sayılır. Bazı Corixidae yumurtaları Meksika’da zevkle yenir.

Savunmaları : Bazı türlerinde mimikri görülür.kaçma, dallardan yere düşme, yakalandıklarında ses ve pis koku çıkarmakla kendilerini savunurlar. Son çare olarak hortumlarıyla kendilerini korurlar.

Bilinen en eski fosiller Üst Perm’den, Alt Jura’dandır. Üst Jura’da bugünkü familyaların hemen hepsi oluşmuştur. Tersiyer’de günümüzdeki birçok cins oluşmuştur, kerhribar taşlarında 500 kadar tür tanımlanmıştır.

1. Alttakım – Geocorisae = Kara Tahtakuruları

1. Fam. Pentatomidae – Tısböcekleri = Kalkanlı tahtakuruları

2. Fam. Scutelleridae

3. Fam. Plataspidae – Yuvarlak tahtakuruları

4. Fam. Cydnidae – Kazıcı tahtakuruları

5. Fam. Coreidae – Yassı bacaklı tahtakuruları

6. Fam. Alydidae

7. Fam. Rhopalidae

8. Fam. Lygaeidae – Uzun tahtakuruları

9. Fam. Pyrrhocoridae – Ateş tahtakuruları

10 Fam. Berytidae

11. Fam. Piesmatidae = Piesmidae – Yaprak tahtakuruları

12. Fam. Aradidae – Yassı tahtakuruları

13. Fam. Tingidae – Armut kaplanları = Ağ kanatlı tahtakuruları

14. Fam. Reduviidae – Yırtıcı tahtakuruları

15. Fam. Anthocoridae – Çiçek tahtakuruları

16. Fam. Miridae = Capsidae – Yumuşak tahtakuruları

17. Fam. Nabidae – Hanım tahtakuruları

18. Fam. Cimicidae – Yatak tahtakuruları

19. Fam. Saldidae – Sıçrayan tahtakuruları

20. Fam. Gerridae – Sudakoşanlar

21. Fam. Hydrometridae - Suçubukları

2. Alttakım – Hydrocorisae (=Cryptocerate) = Su Tahtakuruları = Yarımkanatlılar

22. Fam. Corixidae – Küreayaklı tahtakuruları

23. Fam. Notonectidae – Sırtüstü yüzenler

24. Fam. Nepidae – Suakrepleri

25. Fam. Belostomatidae – Dev tahtakuruları

 

1. Fam. Pentatomidae – Tısböcekleri = Kalkanlı tahtakuruları (6000 t)

Takımın en kalabalık familyasıdır. Kuvvetlice sklerotize olmuş, hafifçe bombeli, tıkmaz, oransal olarak geniş hayvanlardır. Boyları 0.5-1 (en fazla 5) cm’dir. Kural olarak büyük ya da çok büyük bir scutellumları vardır; genellikle vücudun 2/3’den daz az bir kısmını örter. Beş segmentli antenlerinin kaidesi, başın genişlemiş yan kenarları tarafından örtülmüştür. Bir cinsi dışında kanatları iyi gelişmiştir. Hemieltranın zarımsı kısmı 5*12 damar taşır. Vücut rengi genellikle kahverengi, koyu, bazen yeşildir; renk bakımından ortama uyum sağlamışlardır. Connexivum genellikle parlak koyu renklidir. Metalik parlak renkli ve çizgili türleri de vardır (Graphosoma lineatum). Tarsusları 3 segmentlidir. Asopinae famiyası dışında bitkilerle beslenirler. Kışı genellikle ergin halinde, pek az da yumurta ve nimf halinde geçirir. Kural olarak yılda bir döl verirler., nadiren bazı türler 2 ya da daha fazla döl verir.

Aelia – Kımıllar : Bu cinse ait türler, başlarının öne doğru sivrilmesiyle kolayca tanınırlar. Baş, pronotum ve scutellumun üzerinde, ortada, uzunluğuna sarımsı renkte, üzeri düz bir carina uzanır.

Dolycoris baccarum  - Dut kımılı : Vücutları kirli sarı, esmerdir; üzeri siyah noktacıklarla ve ince tüylerle kaplıdır. Ayçiçeği, tütün, yonca, mısır, buğdaygillerde, çilek, ahududu, dut gibi bazı meyvelerde zarar yaparlar. Danelerin içini emer, ürünün pis kokmasına neden olurlar. Kışı, kımıl ve süne ile birlikte yüksek yerlerde, geven vs içinde geçirirler. Mart-nisan aylarında ovalara inerler. Yumurta sayısı 7-48, açılma süresi 28oC de 5 gün, larvaların gelişme süresi aynı sıcaklıkta 5 haftadır. Beş nimf evresi vardır. Nadiren yoğun populasyon oluştururlar.

Carpocoris fuscispinus : Pronotumlarının ön yan tarafı birer sivri çıkıntı yapmıştır. Renkleri esmer kırmızıdan yeşile kadar değişir. Compositae en sevdikleri bitkilerdir. Kıçı ergin halde geçirirler. Ülkemizde bu cinse ait 3 cins (mediterraneus, pudicus, coreanus