İKİ YAŞAMLILAR – SÜRÜNGENLER

Kazım Çapacı

Fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayınız …

 

 

 

 

 

 

Poster tasarımları : Filiz Sürcan KEMALOĞLU
Fikirler :
AdaMerOS Herptil Türkiye Afiş Geliştirme Komisyonu

 

LACERTILIA (=SAURIA) = KERTENKELELER

Lacerta trilineata

Lacerta viridis’e çok benzer. Daha büyüktür (40-60 cm). Sırtta genellikle 3-5 uzunlamasına çizgi vardır. Ergin erkeklerin baş altı açık mavidir. Yurdumuzun her yerinde yaygındır.

Lacerta trilineata cariensis – İri Yeşil Kertenkele - Balkan Green Lizard

Lacertidae > Lacerta > Lacerta trilineata

Spil dağı, 2010

7888

7891

7892

7893

7894

7895

7897

7898

7899

7900

7901

7902

7904

7905

7906

7907

7909

7912

7913

7916

7917

7918

7918c

7919

Bozdağ, 2011

5322

5323

5330

5331

5331c

5339

5340

5341

5342

5343

5344

5345

5346

5347

5349

5350

5353

5355

Lacerta viridis – Yeşil Kertenkele, Zümrüt Kertenkele – Gren Lizard

Lacertidae > Lacerta > Lacerta viridis

34 cm boyundadır. Gençlerde sırtta uzunlamasına 2-4 çizgi vardır; erginde çizgiler kaybolur. Erkeklerin başının alt ve yanları mavidir. Bu renklenme dişide bejdir. Trakya, Batı Anadolu, Kuzeybatı Anadolu ve Karadeniz sahil şeridinde bulunur. açık araziler, çalılık ve sulak alanlar, orman ve orman kenarlarında görülür.

Kazdağları, 2009 - Edirne

0043

0041

0042

0039

0038

0040

 

 

 

 

 

4732

 

 

 

 

 

Anatololacerta anatolica anatolica – Anadolu Kaya Kertenkelesi

Bozdağ, 2011

5505

5506

5507

5508

5509

5509c

5509d

5510

5510c

5512

5513

5514

5514c

5517

5517c

5524

5527

5529

Anatololacerta anatolica anatolica – Anadolu Kaya Kertenkelesi

Bozdağ, 2011

5751

5752

5753

5754

5755

5755c

5756

5757

5758

5759

5760

5761

5763

5765

5766

5766c

5767

5768

Anatololacerta danfordi

Sudan uzak olmayan yerlerde, kayalık ve yığma taşlardan yapılmış duvarların arasında yaşar. Sırtı yeşilimsi kahverengidir, üzerinde siyah lekeler vardır. Üreme döneminde boyun tuğla kırmızısı, nadiren özellikle erkeklerde mavi renk alır. Batı ve Güney Anadolu ile Ege Adaları’nda bulunur.

Anatololacerta danfordi bleki – Toros Kaya Kertenkelesi

Anamur yayla, 2005

0821

1140

1163

1164

1168

1169

Laudakia stellio – Dikenli Keler

Ülkemizin her yerinde bulunur. kayalık yerlerde yaşar. Baş kısmı diken şeklinde çıkıntılıdır. Kuyruk pulları halkalar halinde sıralanmıştır. Başın alt tarafını örten pullar karinalıdır. Kulak deliği vardır. 40 cm’ye kadar boylanır. Kuzey Afrika, Güneydoğu Avrupa ve Güneydoğu Asya’da yayılış gösterir. Anadolu’da 2 alttürü vardır. L.s. stellio alttürü kuzeybatı (Ege), orta, güney ve güneydoğu Anadolu’da; L.s.daoni alttürü ise güneybatı Anadolu’da bulunur.

Bafa, Denizli

 

9039

9039c

9043

9045

9049

 

2425

4052

5723

0001

0003

1799

8463

8483

8493

8494

8807

2353

Apathya cappadocica – Kayseri Kertenkelesi

Boyu 25 cm’dir. Alt göz kapağındaki kenarı siyah 6-8 puldan oluşan yarı saydam pencere ayırıcıdır. Vücut rengi alttürlere göre değişir, sırtı genellikle mavimsi yeşildir. Gözünün üst kenarından geriye doğru iki şerit uzanır. Genellikle kayalık ve taşlık alanlarda, 2000 metreye kadar yükseklikte bulunur. Türkiye, Kuzey İran ve Irak’ta yayılır. Ülkemizde 5 alttürü vardır.

Anatololacerta sp

 

 

5502

Anatololacerta oertzeni

0019 – juv

Anatololacerta sp - Aydın

3007

Anatololacerta sp – Anamur

3008

Anatololacerta sp – Anamur

 

 

Pseudopus apodus – Bacaksız Kertenkele, Oluklu Kertenkele

1-1.5 metre boyundadır. Vücudu silidir şeklinde ve bacaksızdır, yılana benzer. Göz kapakları ve kulak deliklerinin olmasıyla yılanlardan ayrılabilir. Mahmuz şeklinde arka bacak kalıntıları da vardır (yaşlı bireylerde daha belirgindir). Vücudun yan taraflarında, gönde ortasından anüse kadar oluk şeklinde birer girinti bulunur. bu girinti kısımlarda kemik plaklar olmadığından hayvan kolayca kıvrılır ve çabuk hareket eder; soluk aldığında bu kısımlar dışarı doğru çıkarak akciğer hacmini arttırır. Ergin ve gençlerin renk ve desenleri birbirinden çok farklıdır. Yamaç yerlerdeki fundalık, taşlık, çalılık ve bahçeliklerde bulunur. salyangoz ve çekirgeyle beslenir. Balkanlar, Kırım, Irak, İran, Kafkasya’dan Türkmenistan’a kadar geniş bir dağılım alanı vardır. Yurdumuzun her yerinde bulunur ve 2 alttürle temsil edilir.

Pseudopus apodus thracius

Batı Anadolu ve Trakya’da bulunur. 

 

 

 

 

7219

7222

 

 

 

 

Ophisops elegans – Yılangözlü Kertenkele, Tarla Kertenkelesi

16 cm boyundadır. Serbest göz kapakları yoktur. Göz kapakları gözün önünde birleşerek saydam bir disk oluşturur. Balkanlar’ın güneyinden Ege ve Akdeniz adaları ile Güneybatı Asya’dan Pencap’a kadar yayılır. Az bitkili açık alanlarda, taşlı topraklı zeminde, bozkırda 2000 metre yüksekliğe kadar bulunur. Karadeniz Bölgesi dışında tüm yurdumuzda görülür. 

İzmir

 

 

 

 

9859

8575

 

 

 

 

Ophisops elegans basoglui

Güney Anadolu’da Manavgat, Mersin’den İskenderun’a kadar yayılır. 

 

 

 

8087

8088

8090

 

 

 

Ophisops elegans macrodactylus

Batı Anadolu ve Trakya’da yayılır. 

 

 

 

 

 

0693

 

 

 

 

 

Ophisops elegans – Yılangözlü Kertenkele, Tarla Kertenkelesi

Nif Dağı, İzmir

6510

6513

6517

6518

6519

6520

6521

6522

6523

6524

6525

6528

6533

6534

6536

6538

6540

6542

6550

6559

6561

6565

6569

6575

6578

6587

6589

6592

6585

6584

Ablepharus kitaibelii - İnce Kertenkele

6241

6245

6247

6249

6252

6254

6258

6261

6262

6263

6264

6266

6267

6268

6269

6270

6272

6274

6282

6285

6286

6390

6391

6392

6393

6396

6398

6406

6409

6410

Hemidactylus turcicus turcicus – Geniş Parmaklı Keler, Türk Keleri, Süleymancık

Gekkota > Gekkonidae > Hemidactylus > Hemidactylus turcicus > Hemidactylus turcicus turcicus

10 cm boyundadır. Parmakların uç kısmı ince, kaide kısmında ise tutunmaya yarayacak yapılarla geniştir. Evlerde ışığa gelen böcekleri avlar. Gözbebekleri dikeydir. Akdeniz ve Karadeniz sahillerinden Hindistan’a kadar geniş bir yayılış gösterir. Ülkemizde tüm sahil bölgelerinde bulunur.

Mordoğan

 

 

3137

3138

1614

1613

 

 

 

 

 

1611

1622

1615

 

 

 

YILANLAR

Typhlops vermicularis - Köryılan

1270

6070

6074

6075

6083

6085

6088

6090

6178

6182

6211

6216

6239

6237

6236

6235

6209

6204

Eirenis modestus modestus - Uysal Yılan

1306

1317

1324

1339

6294

6296

6299

6300

6302

6303

6305

6306

6309

6312

6316

6317

6320

6321

6322

6324

6325

6327

6332

6336

6337

6338

6341

6344

6346

6349

6351

6352

6353

6354

6355

6357

6358

6360

6361

6361c

6363

6365

6366

6367

6368

6373

6377

6378

6380

6374

6371

6427

6446

6457

6459

6461

6467

6483

6490

6500

Dolichophis caspius (Hazer Yılanı) – Ophisops elegans (Yılangözlü Kertenkele)

Beypazara- Ankara, 2007

 

0742

0743

0744

0745

0746

 

Dolichophis caspius - Hazer Yılanı, Bozyörük

İzmir

0455

0461

0464

0465

0468

0471

 

 

 

 

9345

9353

 

 

 

 

Natrix tessellata – Su Yılanı

Ankara

 

 

5603

5606

5608

5609

 

 

Natrix tessellata – Su Yılanı

Edirne

 

 

4929

4937

4932

5854

 

 

Natrix natrix – Yarısucul Yılan, Küpeli Yılan

Zehirsiz olarak bilinse de aslında ağızlarında bir zehirli (parotid), bir de zehirsiz (üt dudak bezi) taşırlar; ancak, dişleri çok küçük olduğundan bu dişlerle insanın derisini delip zehiri akıtamazlar.

 

 

 

 

 

0164

 

 

 

 

 

CHELONIA (TESTUDINES=TESTUDINATA) – KAPLUMBAĞALAR

Testuda graeca ibera - Tosbağa

Testunidiae > Testudo > Testudo graeca > Testudo graeca ibera

0006

8116

8119

3850

3857

3861

2966

2967

2969

4337

4339

4340

 

 

8364

8368

8372

8374

 

 

Mauremys rivulata – Çizgili Kaplumbağa (Tatlısu Kaplumbağası)

Bataguridae  > Mauremys > Mauremys rivulata

İzmir

 

 

0167

0177

7134

7145

 

 

Caretta caretta – Deniz Kaplumbağası

İzmir

 

 

 

 

 

2993

 

 

 

 

 

KURBAĞALAR

Hyla orientalis – Oryantal ağaç kurbağası

Mordoğan

 

 

 

3028

3031

3036

 

 

 

Pelophylax bedriagae – Levanten Ova Kurbağası

0035

0037

8745

8746

0973

0976

0981

1102

1103

1105

1115

1117

 

1119

3440

4930

4964

6878

 

 

 

 

 

7142

7143

 

 

 

 

Natrix natrix

 

 

 

 

7762

7749

 

 

 

 

Telescopus fallax

 

 

 

 

7700

0007

 

 

 

 

Ablepharus chernovii

 

 

 

 

 

6853

 

 

 

 

 

…

5553

5575

5603c

5642

5670

5694

5715

5727

5738

5752c

5858

5881

 

7311

7514

7572

4301

0009

 

 

5553 - Podarcis sicula - İstanbul Kertenkelesi - Italian Wall Lizard – Sakarya, 2011

5603c - Eremias strauchi - Step Kertenkelesi - Strauch's Racerunner - Ağrı, 2011

5575 - Laudakia caucasica - Kafkas Keleri - Caucasian Agama - Ağrı, 2011

5858 - 5881 - Anatololacerta anatolica - Anadolu Kaya Kertenkelesi - Anatolian Rock Lizard - Bozdağ, 23.10.2011

5715 - 5694 - Hemorrhois ravergieri - Kocabaş Yılan - Spotted Wipe Snake - Artvin, 2011

5727 – 5738 – 5752c - Vipera transcaucasiana  - Kafkas Burunlu Engereği, Kafkas Boynuzlu Engereği - Transcaucasian Nose-horned Viper  - Erişkin Erkek | Adult Male – Ordu, 28.08.2011

5670 - Eumeces schneiderii - Sarı Kertenkele, Keçemen - Schneider's Skink - Urfa, 2011

5642 - Phrynocephalus persicus - Topbaş Keler - Persian Toad Agama – Ağrı, 2011

7311 – A.budakii

 

Pseudepidalea variabilis - Değişken Desenli Gece Kurbağası
Eirenis decemlineatus














 

Copyright

Kazım Çapacı ©

Fotoğrafların her hakkı saklıdır.

Sitedeki fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması

"5846 sayılı Fikir  ve Sanat Eserleri Yasası" na göre suçtur.

İletişim : kazim.capaci@ege.edu.tr

 

 

İKİ YAŞAMLILAR – SÜRÜNGENLER

 

İKİ YAŞAMLILAR - AMPHIBIA

Eukaryota »   Animalia » Chordata » Vertebrata » Amphibia

 

Amniyotik yumurtaya sahip olmayan bütün dört bacaklı omurgalıları içeren hayvanlar alemi sınıfıdır.

Değişkensıcaklı (ektotermik) hayvanlardır. Yaşamlarının bir kısmını karada, bir kısmını suda geçirdikleri için “iki yaşamlı” olarak adlandırılırlar. Günümüzde bilinen 6.922 ikiyaşamlı türü yaşamaktadır. İkiyaşamlıları ve sürüngenleri inceleyen bilim dalı “herpetoloji” adını alır.

İkiyaşamlılar gerek anatomi, gerekse fizyolojik açıdan balıklarla sürüngenler arasında yer alırlar. Omurgalıların su dışında yaşayan ilk grubudurlar.

 

SÜRÜNGENLER – REPTILIA

Eukaryota » Animalia » Chordata » Vertebrata » Gnasthosomata » Tetrapoda »  Reptilia

 

Omurgalı hayvanlar aleminin yumurtlayarak çoğalan büyük bir sınıfıdır. Yılanlar, kertenkeleler, kaplumbağalar, timsahlar ve tuatara takımlarından oluşur.

Değişkensıcaklı (heterotermik) omurgalılardır. Evrimsel olarak amfibiyumlarla sabit vücut ısılı (homeotermik) hayvanlar arasındaki geçiş sürecini, denizden karaya kalıcı geçişi temsil ederler. Vücutlarının pul ya da benzer levhalarla haplı olması nem kaybını en az düzeyde tutmalarını sağlar, bu sayede kurak ortamlara çok iyi uyum sağlarlar.

Vücut ısılarını sabit tutmalarını sağlayacak metabolizmaya sahip olmadıkları için, vücut ısıları dış ortam sıcaklığına bağlı olarak değişir. Bu nedenle büyük kısmı ılıman iklim kuşaklarında yaşar. Ancak bu sayede kaslarının güç potansiyeli memelilerden 4, kuşlardan 2 kat daha fazladır.

Sürüngenlerin tümü akciğer solunumu yapar ve yumurtlayarak ürer. Bazı türlerde yumurtadan yavruların çıkması dişinin içinde olur.

En eski sürüngen fosillerine karbonifer döneminde rastlanmıştır.

Birçok kertenkele ve yılan, özellikle insanların tarım üsürnlerine zarar veren kemirgenlerin ve diğer bazı zararlı hayvanların yavru ya da yumurtalarını yedikleri için yararlı hayvanlardır.

 

 

 

YILANLAR

Vücutları uzun ve silindir şeklindedir. Bu nedenle iç organları asimetriktir. Sol akciğerleri körelmiştir, sağ akciğeri ise kuyruğa kadar uzar ve arka ucunda hava kesesi bulunur. avlarını yutarken (deniz yılanları da uzun süre su altında kaldıklarında) solunum yapamadıklarından bu keseden yararlanır.

1.       Bacakları yoktur.

2.       Göz kapakları bulunmaz. Gözleri daima açık görülür. Göz kapakları gözün önünde birleşmiş saydam bir disk oluşturur.toprak altında yaşayan bazı türlerde gözler körelmiş ve deri altına çekilmiştir.

3.       Kulak delikleri yoktur.dış kulaklar körelmiştir, sadece iç kulak bulunur. topraktan gelen titreşimlere çok duyarlıdırlar.

4.       Genellikle alt çenenin iki yarımındaki kemikler önde birbiriyle kaynaşmaz. Arada çok esnek bir doku vardır. Bu nedenle alt çene az çok genişleyebilir. Yılan öldüğünde aradaki yumuşak doku hemen çürür ve çene kemikleri birbirinden ayrılır.

5.       Göğüs kemiği ve kemeri, kuyruk bölgesinde ise kaburga bulunmaz.

6.       Erkeklerde iki tane çiftleşme organı (hemipenis) vardır. Kloak yarığı eninedir.

7.       Dilleri uzun ve çatallıdır. Dil esas olarak koku almada rol oynar. Ağızlarını açmadan, başın üzerindeki yarıktan dillerini çıkararak hareket ettirirler. Bı sırada havadaki küçük parçacıklar dile yapışır. Daha sonra dilini içeri sokar ve ağız tavanındaki “Jacobson organı” adı verilen iki delikli organa sokar. Bu organın içini örten epitelyum dokusu kimyasal maddelere duyarlıdır (kemoreseptör). Jacobson organı, dil ve burun boşluğu epiteli sayesinde yılanların koku alma duyusu çok gelişmiştir.

8.       İdrar kesesi yoktur. İdrar ve dışkı birlikte kloak yoluyla dışarı boşaltılır.

Bu özelliklerden bazıları kertenkelelerde de bulunabilir (bacaksızlık, göz kapağı yokluğu, kulak deliğinin olmayışı gibi). Ancak hiçbir kertenkelede bu 8 karakterin hepsi birden bulunmaz.

Bazı yılanlarda termoreseptörler bulunur. Çıngıraklı yılanlarda göz ve burun deliği arasında birer çukur vardır. Bunlar ısıya son derece hassas organlardır. Gece karanlığında avlarını vücut ısılarından yararlanarak tanır ve yakalarlar. Boğa yılanlarının bazılarında ısıya hassas bu organlar üst çene yanlarında beşer tanedir.

Yılan Zehirleri

Dünya genelinde zehirli-zehirsiz yılan ayrımı kesin olarak yapılamaz. Zehirlilik açısından bir kademeleşme söz konusudur. Zehirin iletimi ve dişlerin yapısı bakımından da büyük farklılıklar vardır.

Türkiye’de yaşayan yılanlarda zehirli-zehirsiz ayırımı.

1.       Zehirli olanların başlarının üst kısmı, vücutta bulunan pullarun büyüklüğündeki pullarla kaplıdır, eğer plakalar varsa frontal ve supraokuler plakalar arasında küçük plakalar bulunur. Zehirsiz olanların başlarının üst kısmı plakalıdır ya da frontal plaka ile supraokuler plaka doğrudan temastadır.

2.       Zehirlilerin anal plakaları çift, zehirsizlerin tektir.

3.       Zehirlilerde gözbebeği dikey, zehirsizlerde yuvarlaktır.

4.       Zehirlilerin kuyruğu genel olarak küt sonlanır, zehirsizlerin gittikçe incelir.

5.       Zehirlilerde baş genellikle üçgen (armut) şeklindedir, boyun belirli, zehirsizlerde ise baş daha oval, boyun belirsizdir.

6.       Zehirli yılanlar genellikle daha desenli, renkli, ovovivipar ve vivipar, zehirsizler ise ovipar ve daha sade desenlidir.

7.       Zehirlilerde belirgin bir zehir dişi vardır. Zehirsizlerde böyle bir diş olsa da geride ya da çok zayıftır.

Yılan Zehirlerinde Önlemler

Yılanlar zehirlerini biriktirdikleri için en tehlikeli oldukları mevsim ilkbahar, en saldırgan oldukları mevsim yazdır. Avlarını aramaya çıktıkları gece ve sabahın erken saatlerinde daha sık ısırırlar. Çalı, odun ve taş aralarında bulunma olasılıkları fazladır. Bu nedenle odun kütüklerini yuvarlarken kendimize doğru çevirmemiz yerindedir. Otlak yerlerde gezerken, yılanın diş geçiremeyeceği kalın kumaştan pantolon ve bot şeklinde ayakkabı, gerekirse eldiven giyilmelidir.

Zehirli yılanlar genel olarak mekanlara girmez. Yıkık yerlerde bazen oldukça zehirli bir yılan olan Vipera lebetina bulunabilir. Ülkemizde evlerde bulunan yılanlar genellikle iki türe aittir (Elaphe situla ve Coluber ravergieri). İkisi de tamamen zehirsizdir.

Yığanların sığınabileceği ağaç oyuğu, altı boş taş, yıkık duvar, yığılmış odunlardaz uzak durulmalıdır. Yılanları korkutacak eylemlerden kaçınılmalıdır. Zehirli bir yılanla karşılaşınca sessizce geriye adım atarak ondan en az 2 metre uzaklaşılmalıdır. Tehlikeli yerlerde yürürken adımlara dikkat edilmeli, onların kaçması için ayaklar yere vurarak yürünmelidir. Geceleri ışık kullanmalı, zemine yatarak uyunmamalıdır.

Yılan Zehirinin Yapısı-Etkinliği

Avın ıslatılıp kaygan hale getirilmesini sağlayan tükrük bezlerinden bazıları değişerek zehir bezlerini oluşturmuştur. Bu zehir avın öldürülmesi yanısıra sindirilmesinde de kullanılır. genellikle bir savunma aracı olarak kullanılır. ilk saldırıda genellikle ısırmazlar. Zehirsiz yılanlar delme, yırtma ve küçük bir yara açmayla yetinir, genellikle çok az ağrıya neden olurlar.

Yılan zehirleri protez, kolinesterz, ribonükleaz, hyalüronidaz gibi enzimler ile en zehirli yılanlar olan Crotalus (çıngıraklı yılan)’lardaki crotamin gibi enzim etkisi göstermeyen proteinlerin karışımından oluşur. Bu bileşenlerin karışım oranı, moleküler ağırlıkları ve dolayısıyla etki dereceleri farklıdır. Engereklerde bulunan büyük moleküllü zehirlerin avın vücuduna yayılması oldukça yavaştır; çünkü bu moleküller (en azından ilk aşamada) lenf sistemiyle taşınırlar. Buna karşın Elapidae türlerinin zehirleri küçük moleküllü olduğundan kan yoluyla kolayca taşınırlar.

Zehirin mazı bileşenleri bizzat zehirli değildir, örneğin hücrelerarası maddelerin geçirgenliğini değiştirmek yoluyla zehirin etkisini arttırırlar.

a.       Nörotoksik zehirler : santral sinir sistemi, periferik sinir sistemi, duyu organları üzerinde etkilidirler. Kaslar (özellikle diafram) üzerinde de etki gösterirler.

b.       Hemolitik zehirler : kan ve dolaşım sistemi üzerinde etkilidirler. Eritrositleri yıkıma uğratanlar (hemolizinler), kan damarlarının iç yüzünü örten endoteli tahrip ederin kanın dışarı akmasına neden olanlar (hemorajinler), kanın pıhtılaşmasına neden olanlar (trombozlar), lökositleri ve immun sistemi bozanlar (sitolizinler), kanın pıhtılaşmasını engelleyenler (antikoagulanlar) olarak gruplara ayrılırlar.

Elapidae zehirleri genel olarak nörotoksiktir. Engerek zehirleri doku ve hücre yıkımı yapar. Hiçbir yılan zehiri sadece tek etki göstermez, genellikle birkaç tür belirti birden ortaya çıkar. Gruplar arasında hatta aynı grubun bazı cinsleri hatta türler arasında zehir etkisi açısından çok değişik etkiler görülebilir.

Proteroglyph yılanlar soktuklarında ısırılan yerde ilk olarak bir acı duyulur ve bu bölge civarında algılama kaybolur. Bacaklardan yukarıya doğru felç başlar, soluk alıp verme sık ve zor hale gelir, yüz morarır. Solenoglyph yılanların sokmasında ısırılan yer şişer, burada sürekli acı duyulur, kanama ortaya çıkabilir. Bu belirtiler yavaş yavaş vücudun diğer bölümlerine yayılır. İç kanamalar ortaya çıkar. Böbreklerdeki hasardan dolayı kanlı idrar, sindirim sistemindeki kanamadan dolayı kanlı dışkı görülür. Kusma, baş dönmesi, susama olur. Kobra yılanında her iki tip belirti bir arada görülür. Hafif zehirlenmelerde bu etkiler ya zayıf olarak görülür ya da bazıları hiç görülmez.

Yılan zehirinin etkinlik derecesi sadece zehirin çeşidine değil, yılanın yaşına, ısırmadan önce beslenip beslenmemesine, hatta çevre ısısına bağlı olarak değişir. Her hayvan her zehir çeşidine farkı tepki gösterir. Hindistan kobrasından alınan 1 gr zehir 20.000 kg atı, 10.000 kh insanı, 8300 kg farei, ancak 1250 kg köpeği öldürür. Mercan yılanları 2, çıngıraklıyılanlar 2-10, kobralar 15 insanı (70 kg ağırlıktaki) öldürecek zehire sahiptir.

Elapidae türleri genel olarak daha etkili zehire sahiptir. Ancak kobralar daha uzun ve etkili zehir dişlerine sahip olduklarından zehiri daha büyük bir etkinlikle şırınga ederler. Engerekler de ısırma eğiliminde olmadıklarından dolayı Elapidae türlerine göre daha zararsızdırlar. Engerekler en fazla, üzerime basıldıklarında, territoryal savunmada yumurta ve yavrularını korumada tehlikelidirler. Özellikle gece fare ve sıçan avlayarak beslenenler insanların yalınayak gezdikleri kumsal ve kırsal alanlarda geceleri tehlikeli olabilirler.

Yılanla beslenen kirpi gibi bazı hayvanlar yılan zehirine çok dayanıklıdır. Zehirli yılanları yiyen bazı zehirsiz tılanlar ise (en azından bazı türlerinkine) tamamen bağışıktır.

Isırılan yerin yaşamsal organlara uzaklığı, ısırılan kişi ve yılanın büyüklüğü zehirin etkisi açısından önemlidir. Yumurtadan çıkan yavru bile zehire sahiptir, ama güçlü değildir. Kızdırılmış yılan dişlerini daha derine batırır ve daha çok zehir akıtır. Bazen dişlerini batırsa dahi zehir akıtmayabilir, zehirin akıtılmasını santral sinir sistemiyle denetleyebilir. Türdaşlarını ısırdıkları görülmemiştir. Kendileri zehirlerine bağışık değildir.

Ülkemizde her yıl olasılıkla birkaç kişi yılan zehirlenmesinden ölmektedir.

Opisroglyp yılanların zehirleri konusunda bilgi azdır. Dişleri arkada olduğundan insanlara nadiren zarar verirler. Bazı zehirsiz yılanların üst dudakbezinden çıkan karışık zehirli maddeler tükrük salgısıyla karıştığı için tükrüğün enjekte edilmesi öldürücü etki yapabilir. Bu şekilde bir fare 30 dk içinde öldürülebilir (Natrix). Arazide raslanılan yılan iskeletlerinden uzak durmakta yarar vardır, sivri kısımlarına zehir birikmiş olabilir ve kemiklerin batmasıyla derimizin altına ulaşabilir.

Yılan Zehirlenmelerinde İlkyardım

Isırılan bireyi sakin ve hareketsiz olmaya yönlendirin. Çoğu zehirlenmelerde tıbbi müdahale olmadan birey eski haline dönebilir. Yara bölgesine kesinlikle masaj yapmayınız. Yarayı kesmeyiniz, turnike yapmayınız, herhangi bir kimyasal madde sürmeyiniz, ovmayınız. Sıcak bir şey ya da buz koymayınız, elektirk şoku uygulamayınız. Aspirin vermeyiniz.

Isırılan yerin 8-10 cm üzerinden kravat ya da mendille, nabız yitmeyecek derece sıkınız. Amaç, kan dolaşımını değil, lenf akımını önlemektir. Ülkemizdeki zehirli yılanlar engerek grubundan olduğundan ve bunların zehirleri büyük moleküllü zehirler yaşıdığından dolayı iletimleri lenf yoluyla olur. Isırılan yeri antiseptik bir maddeyle temizledikten sonra 5-8 mm derinlikte boyuna çizikler açılır, buradan lenf vantuz ya da ağız yoluyla emilir. Bu sırada ağza zeytinyağı gibi koruyucu bir sıvının alınması yararlı olur. Bir miktar zehir sindirim kanalına ulaşsa da herhangi bir zararı olmaz. Dağlama, potasyum permanganat sürme, buz koyma ve alkol içirmenin yararı kanıtlanmamıştır, bazen zararlı olabilir. Zehirin dağılımını yavaşlatmak için ısırılan yer ve bireyin hareketi olabildiğince kısıtlanmalıdır. En iyisi hemen tıbbi yardım alarak antiserum yaptırmaktır. Bazen zehirsiz yılanlar da insanı ısırabilir. Bunlar diş izinden tanınabilir. Eğer yılan ölü ya da diri yakalanmış ise doktora ulaştırılması önemlidir.

Yavaş yavaş ve az miktarlarda verilen yılan zehirleri bazı hayvanlarda bağışıklık gelişmesine neden olabilir. İnsanlarda da bağışıklığın yaratılabileceğine dair kayıtlar vardır. Atlara yavaş yavaş verilen zehir, antikor oluşumuna neden olur. Bu da serum olarak kullanılır. kural olarak her çeşit yılan zehiri için ayrı antikor hazırlamak gerekir. Bu nedenle mümkünse sokan yılanı tanımlamak çok önemlidir. Geniş spektrumlu serum üretebilmek için polivalent serumlar üretilmektedir. Üretilen serumlardaki anti zehir birleşikleri protein yapıda olduğundan bazen yaşamı tehdit edebilen alerjik tepkimelere yol açabilir. Bu nedenle türe özgü serum ve özellikle de yaşamsal tehlike var olduğunda, gelişmiş bir tıbbi merkezde uygulanmalıdır.

-          Hindistan’da kobra  (Naja naja)’ya tapılır ve zarar verilmez.

-          Cleopatra gibi yılan zehiriyle öldürülmüş birçok kişi vardır.

-          Roma’da esirler yılanlara sokturularak cezalandırılırlardı.

-          Yunan mitolojisindeki tıp tanrısı Aesculapis, elinde bir yılanla temsil edilir (olasılıkla Elaphe longissima).

-          Birçok dinde Adem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olduğuna inanılır.

-          Yılanların inek, keçi, koyun gibi hayvanlardan sür emdikleri doğru değildir.

-          Bazı yılanlar eşli (erkekli ve dişili) yaşadıklarından bir yılan öldürülünce eşinin de geleceği inancı kesmen doğrudur.

-          Tüm yılanların ancak %7’si zehirli olduğu göz önüne alındığında insana abartıldıkları kadar zararlı değildirler.

 

 

KAYNAKLAR

1.       Budak A, Göçmen B. Herpetoloji Ders Kitabı. 2. Baskı. Ege Üniversitesi Yayınları, Fen Fakültesi Yayın No. 194. İzmir, 2008.

2.       Demirsoy A. Türkiye Omurgalıları – Sürüngenler. İkinci Baskı. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü. Ankara, 2006.